2017 Bilancosu


2017 Bilancosu

2017 cok calkantili baslamisti ama mutlu bitti demem gerekir.

Ocak-Subat
Ocak ve Subat aylari eski tez danismanimla yollarimizi ayirmakla gecti. Calisma hayatimin hic bir doneminde calismami yasaklayan zihniyetlere anlayis gostermedim, bir kac istisnai durum olsa da cogunlukla tavrim iki tarafi keskin bicak gibi sert olmustur. Universiteler hic bir zaman ordu karargahi gibi yonetilen yerler olmamali, oyle oldugu zaman ortaya yeni fikirlerin cikip gelismesini bekleyemezsiniz. Ogretim uyesi her surece mudahale hakkini tasimiyor, butun ozgun arastirmalar kisinin hayattan ne anladiyla dogru orantili bunu engellersen fikirlerin ortaya cikip tartisilir olmasini da engellemis olursun, cok basit gibi gorunen kararlar cok onemli sonuclarin ortaya cikmasina sebep olma potansiyeli tasir her zaman.

Akademik Bilisim 2017 Konferansi Aksaray’da yapildi bu aylarda. Oldukca verimli oldu benim acimdan ve yuksek ogretim ile ilgili katildigim calistaylarda kimsenin universite ozerkliginden bahsedemedigini ve cogu akademik personelin de universiteleri nasil yapsak da “satabilsek” diye dusunce urettigini gozlemlemek ilginc oldu.

Mart-Nisan
Yanlis hatirlamiyorsam uyesi oldugum KESK-Egitimsen’in sube yonetim secimleri ile gecirdigimiz aylardi bunlar. Sendikal mucadelede nerde olundugunu net olarak gorme firsatini yakaladim. Belki de Corum ilk defa tum siyasi gruplardan bagimsiz bir Yuksekogretim ve Egitim sekreteri secti, daha dogrusu yukardan asagi indim hic bir hiyerarsiye uymadan, bu onemli bir tespit (arkadaslar kizmasinlar). :) Sanirim Temmuz 2017 kadar olan bir sekreterlik surecimiz oldu ve sunu net anladigimi soylemem lazim: alternatif fikirlere hic kimsenin tahammulu yok, kimse kendini kandirmasin oralarda. Ayrica sunu da gordum: kurumsal bir yapilanma soz konusu degil ve siyasi kucuk gurplari temsil eden bireysel hareketler ön planda cogunlukla, hala sendikanin ne oldugunu insanlarin ozumseyebildigini dusunmuyorum ve hala yazdigim dilekcelerin ve verdigim onerilerin/raporlarin genel merkezden cevaplanmasini bekliyorum.

Mayis-Haziran
Saniyorum bu aylarda yeni tez konumu ve danismanimi belirleyip enstitu surecini takip etmekle gecirdim. Ayrica eski rahatsizligim tekrar nuksettigi icin bir hafta kadar yogun bakimda kalma maceramiz oldu, uc etti simdiye kadar, bu seferde teget gecti diyebilirim ama anjiyodan olmaktan kurtulamadik. Mayis sonunda Izmirde bir konferans ziyaret etmistim, hersey yolunda gitti ama gene Sirinceye gidip Matematik koyunu ziyaret edemedim. :(

Temmuz-Agustos
Bu aylarda sendika icin bir egitim programi olusturmak ve daha once veri topladigim bir arastirma icin calismakla gecti. Temmuz ayi yaklasik 8 yillik Corum surgunun de sonu oldu. Baska bir ile gidebilmis olmanin ayrica sevincini yasadim, orda gordugum basit-egitimsiz insanlarin ayrimci ve asagilayici tavirlarina ve politikalarina cok bile dayanmistim. Bir yandan da yurt disina cikis islemlerini yapmistim. Vize konusunda konsolosluk calisaninin isguzarligi yuzunden ancak Agustos sonunda geldi ve oldukca stresli gecen son gunlerdi.

Bu aylar ayrica Turkiye’deki universitelerde doktora pozisyonlarina basvuru, sinav, mulakat ve kayit surecleri ile de gecti. Anadolu Universitesin’de doktora programina kayit hakki kazanmistim, gidip kayit oldum hemen ancak birkac hafta sonra Yök’un iki universitede kayit olma konusunda cikardigi yeni yasaklama karariyla kaydim enstituye dilekce ile basvuru yapmama ragmen silindi. Ikinci olay, Hacettepe universitesi dilbilim bolumundeki surecti. 2009’da kovulmustum ayni bolumun mulakat jurisi tarafindan, onu hatirlatmamda fayda var. Yaptiklari akademik sinavdan birinci olarak ciktim, ancak mulakat asamasinda CV’imde iki universitede kayitli oldugumu goren bolum baskani kendini ogrenci islerinin yerine koyup mulakati yarida biraktirdi. “Buraya kabule edilirsen kayitli oldugun bolumden kaydini sildirecek misin?” diye onemli bir soru sordu. Ben de tabiki “hayir” dedim, buna siz karar veremezsiniz! Ortam gerildi tabiki, cikarken Yök’un kararini da olusturduklari mulakat komisyonunu da tanimadigimi bagirdigimi hatirliyorum en son... :) 5 kisilik doktora kontenjanindan 3 kisinin mulakata cagrilip en sonuncu hanfendinin mulakat sinavini basari ile gectigini gordum. Hadi ben neyse Yök’un sacmaligina takildim ama 2.olan arkadasi neden almadilar hala onu anlamadim. 3. kisi garantiydi onu daha mulakata girmeden tahmin etmistim, onseziler onemli. Ucuncu doktora maceramda yine Hacettepe uni.deki baska bir programda oldu, sans eseri yedeklerden kabul edilmisim bir doktora programina ancak beni taniyan “kurt” memur dogrudan e-posta yollamisti, “bak sen baska bir programdasin, ihhh yök’nde karari var biliyon, ya yuksek lisanstan kaydini sildir doktoraya kayit yaptir ya da kayit yaptiramazsin!” Cevabim net oldu, tabiki “hayir!”. Simdi bu uc olay da universite yonetimlerinin Yök’e nerelerinden bagli olduklarini cok net acikliyor diye tahmin ediyorum. Bir memleketteki en onemli sorun “ordunun yonetime el koymasidir” der Süleyman Demirel, bence bu yukarda bahsettigim durumlarda bu askeri mudahale tarzindan cok farkli bir sey degil, Yök emrediyor bunlar uyguluyor, kimsenin yolladigim calismalardan bireysel egitim sureclerimden haberi yok, buna deger veren de yok.

Eylul-Ekim
1 Eylul tarihi beni insan olarka gorebilen vatanima (Almanya) 10 yillik aradan sonra geri dondugum gun. Yogun dil kursu ve oryantasyon egitiminden sonra Eylul ayi hic birseyle ugrasmadan sadece kafami dinledigim bir ay oldu, sadece uyudum... Ekim ayinda Antalya’da bir yuksekogretim konferansi vardi, ona katildim. Orda iki onemli olay yasadim: 1-eski patronumla yuzlesmem ve kendisinin bir orgeneral olmadigini yuzune karsi bagirmam ve oturumdan kovmam... :), 2- konferansin yabanci konusmacisi “universiteleriniz daha ozerk olmali” derken bizim akademiklerin “akademik yayin indexleri”, “ogrencilerin musteri olmasi tespiti”, “endustri 4.0 konulari” ve “universitelerin sirket gibi isletilmesi gerektigi” gibi bir dizi konularla dolu bir dizi inanilmasi guc ve gercek disi arastirmalari dinlemek ve her seferinde itiraz edip kamusal egitimin ne oldugunu anlatmaya calismak.
Ekim ayi ayrica yaptigim is basvurularinin geri donutlerini toplamakla gecti, he burda is basvurusu yaptiginiz zaman illaki geri donuyorlar, onu soylemeden gecmeyeyim.

Kasim-Aralik
1 Kasim Almanya’da akademik asistan olarak calismaya basladigim gun olarak kayitlara gecti. Cengiz Haksöz’ün yonlendirmesi tarihi bir olaydi hakkini teslim edecegim her firsatta, tesekkur ederim eski dostum. Tabi bu durum yillardir emek verip calistigim, zamanimin buyuk bolumunu kendimi gelistirmeye gayret ettigim ve en onemlisi de liyakat anlayisinin bir geri donutu oldu. 2008’den beri basvurdugum pek cok Turk universitesinin hic bir cevap vermeden basvurularimi goz ardi ettigini ve gittigim mulakat sinavlarinda karsilastigim onlarca ayrimci durumu hesap ettigimde hem sevindim hem de geriye donup baktigimda calinan dusuncelerimin ve zamanimin hesabini soracagimi tekrar hatirladim. Bu durum kimlere cevap oldu? Soyle listeleyecek olursam:

1- 2013 yilina kadar her yilin 27 Mayis’inda beni Istanbul’a cagiran yuzume yurt disinda burs almak icin yetersizsin diyen sevgili TEV yetkililerine ve mulakat komisyonunun sayin uyelerine,

2- 2009 yilindan beri beni oraya buraya suren ve politik/etnik ayrimcilik yapan calistigim kurumun en tepesinden en altindaki gorevlilerine,

3- Calistigim kurumlarda her hareketimi yonetime gammazlayan basta cok sevdigim gece gunduz birsey ogrensinler diye calistigim, karsiliginda gozlerimin gorme kabiliyetini her gecen gun biraz daha kaybettigim ve belimdeki agrilarin artmasindan baska birsey goremedigim, ortaokul, lise, onlisans ve lisans ogrencilerine ve arkadas sanip aldandigimiz, dusunce yanimizda durmayan ogretim elemanlarina,

4- Basvurdugum akademik pozisyonlarda, mulakat ve degerlendirme komisyonundaki kim olduklarini ve liyakatlarini asla bilmedigim ve sacma sapan sorular soran komisyon uyelerine (bir tanesini hic unutmam; TED universitesinde yabanci diller okulunun muduruydu hanfendi sunu sordu 2012 yilinda: “seni bu pozisyona kabul edersek, Ankara’ya nasil tasinacaksin?” bunu hangi teoriyle aciklayacagimi bilmeden verdigim cevap: “kamyonla!”. Cevap tatmin etmedigi icin TED’in personeli olamadim... :))

5- Doktora baslama surecimin gecikmesinde onemli payi olan ve anayasal guvence altinda olan egitim alma hakkimi elimden almaya calisan sayin ortak dersler koordinatoru olan sahsa,

6- Calistigim kurumun merkez kutuphanesinde beni fisleyenlere,

7- Yukarda bahsettigim doktora programlarinin ogrenci secme surecinde gorev alan ve yazdigim dilekcelere zahmet edip cevap vermeyen akademik ve idari personele.

Kasim ayinin sonunda omuzlarimdaki agirlik bir kat daha artti, ailemizin yeni uyesi, kapkara sacli bir kiz, Idilcim, 28 Kasim'da dunyaya gozlerini acti. Ömrümdeki en mutlu oldugum gün ve egitim, toplumsal duzen ve sosyo-kulturel sistem konusundaki dusuncelerimin hepsi gozlerimin onunden film seridi gibi gecti diyebilirim. Idilcim daha iyi bir egitim alabilsin diye oturup dusunecegim gunler geliyor.

Aralik ayi ayni zamanda internetin babasi Mustafa Akgül’ün vefat ettigi bir zaman olarak hafizamda. Kendisiyle gerceklestirdigi akademik konferanslar ve LKD sayesinde tanisma firsatimiz olmustu, bu memleketin yetisterbildigi nadir insanlardan bir olarak hatirlayacagimi dusunuyorum. Ozgur yazilimin egitim sureclerinde kullaniminin artirilmasi ile ilgili cabalarini unutmak mumkun degil tabi bu durumun sinirli sayidaki insana ulastigini da tespit etmek gerekir.

Bugun tarih 1 Ocak 2018, gecmise ve yukardaki tum yasantilara baktigim zaman mutlu muyum? Cok da degilim aslinda ama ÖZGÜRÜM. :)

Comments